Günübirlik Bitlis gezimden notlar:
- Bitlis tarih ve efsaneler kokan bir şehir. Birçok tarihi cami, köprü, hamam olduğu gibi şehir merkezindeki tarihi kalenin de kendine has bir büyüsü var. Neredeyse her karışında bir tarihi yapı görebiliriz.
- Oruç ayında gittiğimden ötürü yemeklerini çok fazla tatma şansım olmadı açıkçası. Ama iftar saati ekmek fırınında yaptığımız kuşbaşının tadı mükemmeldi. Bitlislilerin kahvaltıda yediği Çolek yemeğini tadamamak ise içimde bir üzüntü.
- Şehir merkezinin alanı büyük bir üniversite kampüsünden daha küçüktür diyebilirim. Neredeyse herkes birbirini tanıyor. Öğrendiğim kadarıyla da çok az adli vaka oluyor.
- Bitlisliler boş vakitlerinde çay ocaklarında sohbet etmeyi yeğliyorlar. Bunun nedeni ise şehirdeki alternatif eksikliğinden olabilir. Genelde de ülke meselelerinden konuşuyorlar. Ülkesini ve milletini seven bu insanların hepsinin ayrı bir bakış açısı ayrı bir yorumu var.
- Benim gibi çaykolik birisiyseniz Bitlis'teki çay ocaklarında onlarca çayı rahatlıkla içebilirsiniz. Çay ocaklarında Azeri çayı, İran çayı, Türk çayı gibi alternatifler var.
- Gördüğüm en yoksul kentlerden birisi olduğunu söyleyebilirim. Ülkemizde doğuyla batı arasında var olan refah farkının ne kadar büyük olduğunu anlayabilmek için mutlaka görülmesi.
- Bu şehirde binaların altından dereler akıyor. İnanılması güç belki ama derelerin üstünde yükselen 5-6 katlı binalar gördüm.
- Doğuda gördüğüm en yeşil kent Bitlis. Ama L şeklindeki yolları, çatısı olmayan ve yarısı boyalı diğer yarısı ise yıkık dökük evleri ile çarpık kentleşmenin şehir merkezini esir aldığı bir şehir. 2-3 metre genişliğindeki yollardan aynı anda yüzlerce kişi geçebiliyor.
- Bitlis tarih ve efsaneler kokan bir şehir. Birçok tarihi cami, köprü, hamam olduğu gibi şehir merkezindeki tarihi kalenin de kendine has bir büyüsü var. Neredeyse her karışında bir tarihi yapı görebiliriz.
- Oruç ayında gittiğimden ötürü yemeklerini çok fazla tatma şansım olmadı açıkçası. Ama iftar saati ekmek fırınında yaptığımız kuşbaşının tadı mükemmeldi. Bitlislilerin kahvaltıda yediği Çolek yemeğini tadamamak ise içimde bir üzüntü.
- Şehir merkezinin alanı büyük bir üniversite kampüsünden daha küçüktür diyebilirim. Neredeyse herkes birbirini tanıyor. Öğrendiğim kadarıyla da çok az adli vaka oluyor.
- Bitlisliler boş vakitlerinde çay ocaklarında sohbet etmeyi yeğliyorlar. Bunun nedeni ise şehirdeki alternatif eksikliğinden olabilir. Genelde de ülke meselelerinden konuşuyorlar. Ülkesini ve milletini seven bu insanların hepsinin ayrı bir bakış açısı ayrı bir yorumu var.
- Benim gibi çaykolik birisiyseniz Bitlis'teki çay ocaklarında onlarca çayı rahatlıkla içebilirsiniz. Çay ocaklarında Azeri çayı, İran çayı, Türk çayı gibi alternatifler var.
Bu bayram önce İzmir'e gitmeyi düşünüyordum ancak buna şartlar el vermedi. İzmir işi başka bir zamana kaldı gibi. İzmir'e gidemeyip de Bitlis'te takılmak belki biraz moral bozucu gelebilir ama benim için eşsiz bir tecrübe oldu. Güzel ülkemizin ne kadar homojen olduğunu bir kez daha anladığım gibi doğudaki şartlarında ne kadar ağır ve insanlarının da ne kadar azimli olduğunu görme fırsatım oldu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder