Günübirlik Hakkari gezimden notlar;
- Van ve Hakkari iki komşu il olmasına rağmen yolculuk yaklaşık 3,5 saat sürdü (kabaca Ankara - Kocaeli arası kadar). Yol boyunca kimi yerde taşkın kimi yerde ise çok ince bir dere bizlere eşlik etti. Pencereden dışarı baktığımda gördüğüm çoğu zaman yalçın kayalıklardı. Ancak ismini hatırlayamadığım bir barajın ve tarihi Hoşap Kalesi'nin görselliği harikuladeydi.
- Neredeyse dört bir yanı dağlarla çevrili tertemiz kuru bir havası olan bir şehir Hakkari.
Sümbül Dağı bütün haşmetiyle Hakkari şehir merkezinin arkasında "ben buradayım" diyor.
- Benim aldığım ilk intiba Hakkari şehri öyle çok da gariban bir şehir değil. Şehir merkezinde gördüğüm 3-4 tane ulusal marka kahveci vardı ki bunların hepsi de neredeyse tıka basa doluydu. Ayrıca yine çarşı içerisinde bir çok lüks araba mevcuttu.
- Hakkari'de neredeyse bütün yollar tadilatta. Çok az yol açıktı ki oralarda da polislerin kapattığı yerler vardı. Şehirde belki de her bir kişiye iki polis düşüyordur. Bazı yerlerde sivil insandan çok polisler vardı.
- Hakkari'de beni en çok şaşırtan şey ise Hakkarili kızlar oldu.
Kumrala çalan sarışın ten renkleri ve yeşil gözleriyle sanki Ukraynalı kızları anımsatıyorlar. Burada kızların çoğu renk renk giyiniyor ve bu da onlara çok yakışıyor. Vücutlarına biraz daha baksalar herhalde güzellik yarışmalarında bir çok Hakkarili kızı görebiliriz.
Bugün en doğu sınırımı Hakkari şehrine gelişimle uzattım. Ama daha önemlisi başlangıçta zihnimde var olan ön yargılarımı kırmış olmanın mutluluğunu yaşadım.
- Van ve Hakkari iki komşu il olmasına rağmen yolculuk yaklaşık 3,5 saat sürdü (kabaca Ankara - Kocaeli arası kadar). Yol boyunca kimi yerde taşkın kimi yerde ise çok ince bir dere bizlere eşlik etti. Pencereden dışarı baktığımda gördüğüm çoğu zaman yalçın kayalıklardı. Ancak ismini hatırlayamadığım bir barajın ve tarihi Hoşap Kalesi'nin görselliği harikuladeydi.
- Neredeyse dört bir yanı dağlarla çevrili tertemiz kuru bir havası olan bir şehir Hakkari.
Sümbül Dağı bütün haşmetiyle Hakkari şehir merkezinin arkasında "ben buradayım" diyor.
- Benim aldığım ilk intiba Hakkari şehri öyle çok da gariban bir şehir değil. Şehir merkezinde gördüğüm 3-4 tane ulusal marka kahveci vardı ki bunların hepsi de neredeyse tıka basa doluydu. Ayrıca yine çarşı içerisinde bir çok lüks araba mevcuttu.
- Hakkari'de neredeyse bütün yollar tadilatta. Çok az yol açıktı ki oralarda da polislerin kapattığı yerler vardı. Şehirde belki de her bir kişiye iki polis düşüyordur. Bazı yerlerde sivil insandan çok polisler vardı.
- Hakkari'de beni en çok şaşırtan şey ise Hakkarili kızlar oldu.
Bugün en doğu sınırımı Hakkari şehrine gelişimle uzattım. Ama daha önemlisi başlangıçta zihnimde var olan ön yargılarımı kırmış olmanın mutluluğunu yaşadım.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder