Bozkır da güzelmiş...
Öyle diyorum çünkü ne yalan söyleyeyim ben iki hafta öncesine kadar denizlerdeki maviyi, ormanlardaki yeşili, bozkırın sarısına; Akdeniz ikliminin sıcağını, Karadeniz ikliminin nemli havasını, Karasal iklimin kuru ayazına tercih edenlerdendim. Artık bu bir nebze değişti benim için.
8 ili (Elazığ, Nevşehir, Adana, Gaziantep, Şanlıurfa, Adıyaman, Diyarbakır, Mardin) gezip yaklaşık 3000 km yol yapmışım ki bu mesafe yaklaşık Ankara'dan Amsterdam'a gitmeye tekabül ediyor.
İki haftalık gezimin ardından anlatabileceğim birçok gözlemim ve hikayem var elbette.
- Üç gece geçirdiğim Nevşehir'in kent merkezi, 1 cadde üzerine kurulmuş tipik bir Anadolu şehri izlenimi veriyor. Ancak Ürgüp ve Göreme belki de başka hiçbir yerde karşılaşamayacağımız doğal harikalarıyla eşsiz bir güzellik sunuyor.
-Ürgüp’te Dilek Tepesi, Üç Güzeller, Şarap Mahzenleri, Göreme’de ise Açık hava müzesi, El Nazır Klisesi, Uçhisar Kalesi mutlaka görülmesi gereken yerlerden.
| Üç Güzeller |
-Kapadokya bölgesinde birçok turistle de tanıştım. Çoğu Çin ve Avusturalya vatandaşı olan bu insanlar Türkiye hakkında da birçok bilgiye sahiptiler. Derslerine iyi çalışmışlar.
Bir atv turuna katılamamak içimde kaldı. Ancak Nemrut Dağı ve Mardin'de içimde kalan hiçbir şey olmadı. İlerleyen günlerde Nemrut Dağı ve Mardin'de gördüklerimi de yazarım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder